03323511700 destek@safasaglik.com Randevu Al

Popüler Yazılar

Sosyal Medya

Ne Zaman Mantıklı Düşüncelerimiz Kaygılarımızı, Korkularımızı, Öfkemizi ve Üzüntümüzü Engelleyemez?

Ne Zaman Mantıklı Düşüncelerimiz Kaygılarımızı, Korkularımızı, Öfkemizi ve Üzüntümüzü Engelleyemez?

Ne Zaman Mantıklı Düşüncelerimiz Kaygılarımızı, Korkularımızı, Öfkemizi ve Üzüntümüzü Engelleyemez?

 

“mantığım endişelenme diyor ama endişeleniyorum”

“takma kafana diyorum ama takıyorum”

“Ellerin temiz artık diyorum ama yıkamayı durduramıyorum”

“O kedi zararsız bunu biliyorsun diyorum ama yine de korkuyorum”

“Annem onu demek istemedi diyorum kendime ama yine de kızıyorum”

 

Mantığım sürekli aksini iddia ettiği halde,

  • Korkuyorum,
  • Endişeleniyorum,
  • Sinirleniyorum,
  • Üzülüyorum

Tanıdık geldi mi?

Peki neden böyle oluyor? Gelin birlikte inceleyelim.

 

Prefrontal Korteksin Ötesine Ulaşmak

 

Mantıklı düşünmek dediğimiz süreçler beynimizin prefrontal korteksinde gerçekleşir. Elinizi alnınıza dokunun. İşte prefrontal kortex alnınızın hemen arkasında. O sizin düşünen, karar veren, plan yapan beyniniz. Mantığınız. Sizi insan yapan süreçler orada dönüyor.

 

Elinizi açın. Baş parmağınızı avucunuzun içine doğru tutun ve elinizi kapatın. Bu elinizi beyniniz gibi düşünün şimdi. Dışarıda kalan katmanda işaret parmağınızın ikinci boğumunu prefrontal korteksiniz olarak düşünebilirsiniz. İçeride kalan baş parmağınız ise beyninizin daha eski, daha içgüdüsel kısımlarını oluşturur. Bu kısımlar uyku düzeninizi, iştahınızı, nefes alıp verişinizi, duygularınızın düzenlenmesini, anıların depolanmasını, öğrenmeyi ve daha birçok işlevi sağlar.

 

Travmalar ise sinir sisteminde depolanır ve beyninizin daha iç kısımlarında yer alırlar. Beynimizin iç kısımlarında kaygı, korku, üzüntü, öfke, mutluluk gibi duyguları düzenleyen limbik sistem denilen bir bölge vardır. Burada aynı zamanda savaş-kaç mekanizması yer alır.

Örneğin bir tehlike ile karşılaştığımızda vücudumuzu tehlikeye hazırlayan sinyalleri bu kısım başlatır. Nefes alıp verişimiz hızlanır, kalbimiz gümbür gümbür atmaya başlar, kaslarımızda enerji üretimi artar, bunun sonucunda elimiz ayağımız titremeye başlar, gözlerimiz daha çok hedefe odaklanır bu nedenle eşyalar üstümüze üstümüze geliyormuş gibi bir yanılsama hissederiz. Bu sadece vücudun savunma mekanizmasıdır. Bir tehlike algılamış ve kendini hazırlamıştır. Aranızdan panik atak deneyimleyenleriniz neden bahsettiğimi anlamıştır. Ancak panik atak geçirenler bu deneyimi ortada sebep yokken birden yaşamaya başlarlar.

 

Bazen çeşitli travmalar bu bölgenin tehlike olmayan durumlarda bile sürekli tetiklenmesine neden olabilir. O zaman ortada hiçbir sebep yokken kendimizi yoğun bir korku duygusu ve bununla ilgili bedensel tepkiler içinde bulabiliriz. Ya da bazen sebebini bilmeden öfke hissetmeye başlarız. Bazen bir anda üzülürüz. Mantığımız der ki “Her şey yolunda, neden üzülüyorsun?” “Bu olay bu kadar öfkeleneceğin bir olay değildi. Neden öfkeleniyorsun?” “Bunda korkacak bir şey yok, biliyorsun, neden korkuyorsun?”

 

O halde sorduğumuz soru şu:

 

Mantığımız neden bunları durduramıyor?

 

Tüm bunlar beynin düşünen kısmı ile beynin bazı anıları anımsayıp bedensel ve duygusal tepkiler veren kısmının birbiri ile iletişim kuramamasından kaynaklanır. Bazen mantıklı düşünen sözel beynimiz, bedensel ve duygusal alanlarla ilgili sözel-olmayan beynimizle iletişim kuramaz. Bu nedenle mantığımız bu duyguları ve kendimizle ilgili olumsuz inançları durduramayabilir. Hatta travmatik olaylar hatırlandığında, yoğun duygusal materyalle karşılaştığımızda prefrontal korteksin aktivasyonu iyice azalır. Bu da beynimizin düşünen kısmının bu deneyimlere karşı kontrolü iyice kaybettiği anlamına gelir.

 

Ön Beyin ile Beynimizin İç Kısımları Arasındaki Bağlantıyı Nasıl Oluşturabiliriz?

 

Eğer travmatik bir deneyim yaşamışsanız, travmatik anı ile ilişkili görüntüler, kokular, düşünceler, duygular diğer deneyim ve anılardan izole bir şekilde adeta zamanda donmuş gibi orada kalabilir. Zamanda donduğu için beynimiz açısından geçmiş geçmişte kalmaz. Bugüne de etki eder. Bu nedenle geçmişteki o anıya benzer kişiler, durumlar, olaylar ve mekanlar o zamandaki bedensel ve duygusal tepkilerimizi tetikleyebilir. Geçmiş bir travma tarafından tetiklendiğimizde o dönem kendimiz için ne düşünmüşsek, bugün de aynı düşünce ve inançlara kapılabiliriz (ör: “güvende değilim, sevilmezim, yetersizim, kötüyüm”).

 

Mantığımız, Duygularımız ve Davranışlarımız Arasında Köprü Kurmak: EMDR

 

EMDR terapisi tam da bu noktada devreye girer. Diğer terapi yaklaşımlarına kıyasla EMDR terapilerinde çok fazla konuşma geçmez. Ön beyninizin ötesinde daha derindeki beyin sistemleri ile çalışılır. Bedensel ve duygusal deneyimlerle, yani beyninizin daha iç katmanlarındaki verilerle çalışılır.

 

EMDR, aslında REM uykusunda deneyimlediğimiz süreçleri taklit eder. Hiç derin uykudaki birinin gözlerini kıpır kıpır hareket ederken gördünüz mü? Uykunun REM diye adlandırılan evresindeyken gözlerimiz bir sağa bir sola hızlı hızlı hareket eder. O sırada beynimizdeki aktiviteleri ölçebilsek aslında beynimizin muazzam bir hareketlilik içinde olduğunu görürdük. Bu sırada hücre yenilenmesi, kısa dönem hafızadaki bilgilerin uzun dönem hafızaya yerleştirilmesi, olayların anlamlandırılması, yeni sinirsel bağların oluşması gibi birçok olay gerçekleşir.

EMDR sürecinde de benzer şekilde göz hareketleri ile bilinçdışı hafızamız, temel inançlarımız, korku, beden hafızası, kısacası anılarımızla bağlantılı olan bütün materyal iyileştirilmek ve yeniden anlamlandırılmak üzere bilinç düzeyine çıkar. Zamanda donmuş, izole olmuş, diğer anılarla bağlanamayan travmatik anılar yeniden işlenir ve anlamlandırılırlar. Bu anılar bizlere artık acı ve rahatsızlık vermez. Dolayısı ile bu anı ile benzediği için bizi tetikleyen diğer durumlar, olaylar, kişiler ve mekanlar da bize rahatsızlık vermemeye başlar. Tüm bu anılar ile beynin çeşitli merkezleri birbiri ile bağlantı ve iletişim kurmaya başladığında, işte o zaman duygularımız, düşüncelerimiz ve davranışlarımız birbiri ile uyum içinde çalışmaya başlarlar. Uyumsuzluk ve tuhaflıklar ortadan kalkar. “Bunun doğru olmadığını biliyorum neden böyle hissediyorum?” cümlesi nihai çözüme ulaşır.

 

Dipnot: Bu yazıda okuyucuyu teknik detaylara boğmamak adına beynin işlevleri, beynin bölümleri, EMDR’nin işleyişi fazlasıyla sadeleştirilerek anlatılmıştır. Daha fazla bilgi ve bilimsel veri için yararlanabileceğiniz bazı makaleleri en aşağıda sizler için sıraladık.

Yazar: Uzm. Klinik Psikolog Rukiyye Meryem Parladıcı

Psikoloji Lisansını Boğaziçi Üniversitesi’nde 2015 yılında tamamladı. 2020 yılında Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Klinik Psikoloji Yüksek Lisansını tamamladı. Çapa Çocuk ve Ergen Psikiyatri servisinde alanında staj yaparken uzman psikyatrlarla çalışma fırsatı buldu. Selçuklu Tıp Fakültesi Yetişkin psikyatri servisinde staj yaparken yetişkin gruplarla çalışan psikiyatrlarla gözlemyapma fırsatı elde etti.

Şu anda çocuklara, ergenlere, yetişkin bireylere ve ailelere psikolojik danışmanlık hizmetleri sunmaktadır. Son 5 yıldır Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ile nörotravma, kronik hastalıklar, yaşlılık psikolojisi, psikodrama, problem çözme becerileri, kişilik özellikleri ve ilişkiler konusunda en son yapılmış çalışmaları harmanlayarak çalışmaktadır.

 

Daha fazla okuma yapabileceğiniz bilimsel kaynaklar:


Aydın, Ş. (2015). Travma sonrası stres bozukluğu tedavisinde travma odaklı bilişsel ve davranışçı terapiler, göz hareketleriyle duyarsızlaştırma ve yeniden işleme (EMDR) ve farmakolojik tedavilerin etkinliğine yönelik karşılaştırmalı bir meta-analiz (Doctoral dissertation, Sosyal Bilimler Enstitüsü).

Herkt, D., Tumani, V., Grön, G., Kammer, T., Hofmann, A., & Abler, B. (2014). Facilitating access to emotions: neural signature of EMDR stimulation. PloS one9(8), e106350.

İzci, F., & Ünveren, G. (2017). Travma sonrası stres bozukluğunda bilişsel davranışçı terapi ve göz hareketleri ile duyarsızlaştırma ve yeniden işleme. Bilişsel Davranışçı Psikoterapi ve Araştırmalar Dergisi6(1), 31-38.

Pagani, M., Di Lorenzo, G., Monaco, L., Niolu, C., Siracusano, A., Verardo, A. R., ... & Ammaniti, M. (2011). Pretreatment, intratreatment, and posttreatment EEG imaging of EMDR: Methodology and preliminary results from a single case. Journal of EMDR Practice and Research5(2), 42-56.